Popular Posts

Mahkeme Salonlarından Zar Seslerine

Gündüzleri üniversitede Anayasa Hukuku dersleri veren, mahkeme salonlarında ağır dosyalar arasında mekik dokuyan bir avukat… Geceleri ise 1920’lerin mafya babalarını veya 35 milimetrelik film setlerini tasarlayan bir kutu oyunu yaratıcısı. İsmail Yüksel, hukukun o gri, gergin dünyasından, oyunların renkli ve sınırsız evrenine uzanan ince çizgide yürüyen nadir isimlerden.

“Bizim mesleğimiz biraz gergin bir meslek,” diyerek başlıyor oyun tasarlama serüvenini anlatmaya. “Her zaman, her yerde insanların sorunlarıyla uğraşıyoruz. İşimiz insanları kesinlikle eğlendirmiyor, karşımızda kolay kolay tebessüm göremiyoruz. O yüzden insanların eğlendiği bir şey yapmak, benim için çok büyük bir stres atma vasıtası.

Çocukluğundan beri FRP (Rol Yapma Oyunları) ve kutu oyunlarıyla iç içe olan Yüksel, pandemi dönemiyle birlikte bu tutkusunu kağıda dökmeye başlamış. Oyuncuların 1920’lerde Al Capone’un rolüne büründüğü ilk göz ağrısı Noarburg’u, bugünlerde dijital bir hikaye anlatıcılığı oyunu olan 35 Milimetre takip ediyor.

Meyve Verecek Ağacın Fidanını Kesmeyin


Oyun dünyasına yönelik yasaklamalara ve tartışılan “oyunlaştırma yasalarına” bir hukukçu gözüyle de bakıyor Yüksel. Asıl tehlikenin oyunun içeriğinde değil, denetimsiz ortamlardaki kötü niyetli kişilerde olduğunu savunarak uyarıyor: “Ben 84 doğumluyum. Biz çocukken Carmageddon oynardık, zombi değil zombi ezmezdik ilk versiyonda. Çok vahşi canlılara dönüşmedik nihayetinde. Türkiye’de gelişen inanılmaz kârlı bir endüstri var. Bu endüstriyi bilmeyen birisinin baltalaması, çok meyve verecek bir ağacın fidanını kesmek olur.

Satanist Değiliz, İyi Huylu İnsanlarız


Aynı zamanda oyun kültürünü yaşatmayı hedefleyen Ankara merkezli Sığınak Derneği’nin de destekçilerinden olan Yüksel, bu kültürün insanları dış dünyanın saldırganlığından, temposundan ve acımasız rekabetinden koruduğuna inanıyor. “Her ne kadar 90’larda FRP’ciler ‘satanist’ damgası yemiş olsa da kesinlikle öyle değiliz. Oldukça iyi huylu insanız,” derken içtenlikle gülümsüyor.

En büyük hayali ise oldukça net ve iddialı: 5 yıl içinde Ankara’yı, dünyanın en büyük rol yapma konvansiyonlarının yapıldığı bir oyun başkenti haline getirmek. Ekranlardan uzaklaşıp bir masa etrafında toplanan ailelerin artması için şimdilerde özel bir “başlangıç kitapçığı” da hazırlayan Yüksel, asıl sihrin o masanın etrafındaki sohbette gizli olduğunu hatırlatıyor.

röportajın video içeriği

Editör : Yiğit Alp Aslan

2 thoughts on “Mahkeme Salonlarından Zar Seslerine

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir