1
1
Çin’in Chongqing bölgesindeki sarp dağların yamacına inşa edilen ve “Tanrıça” adı verilen devasa yürüyen merdiven sistemi, sadece ulaşımı kolaylaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda insan azminin ve modern mühendisliğin sınırlarını gökyüzüne taşıyor
Çin’in sisli dağları ve dikey mimarisiyle ünlü Chongqing belediyesine bağlı Wushan bölgesinde, görenleri hayrete düşüren bir yapı yükseliyor.
Yaklaşık 900 metrelik uzunluğuyla “dünyanın en büyük açık hava yürüyen merdiven sistemi” ünvanını kazanan bu devasa proje, bölge sakinleri için imkansızı gerçeğe dönüştürdü. Futurism‘in aktardığına göre uçurumun kenarından kente doğru yükselen “Tanrıça” (Goddess) merdiveni, bölgenin ulaşım çehresini tamamen değiştirerek dikey bir otobana dönüştü.
Bu devasa mimari eser, tek bir kesintisiz banttan ibaret değil; aksine iki düzineden fazla yürüyen merdiven ve asansörün birleşiminden oluşan sofistike bir ulaşım platformu. Bir ucundan bir ucuna gitmek ortalama 21 dakika sürüyor.
Sistemin teknik kalbi, asansör teknolojisinde dünya devi olan İsviçreli Schindler firması tarafından Şangay’da üretildi. Tasarım ekibinin lideri mühendis Huang Wei, bu projenin Çin genelinde bir eşi benzeri olmadığını vurgulayarak, “Tanrıça”nın hem ölçek hem de mühendislik zorluğu bakımından türünün ilk örneği olduğunu belirtiyor.
Sistemi en alt noktadan en üst noktaya kadar kat etmek yaklaşık 21 dakika sürüyor; bu da yapının sadece bir ulaşım aracı değil, aynı zamanda panoramik bir seyir terası görevi gördüğünü kanıtlıyor.
Chongqing, dünyada “dağ şehri” olarak tanınıyor ve burada yaşamak, binlerce basamaklı merdivenleri her gün tırmanmak anlamına geliyor. Özellikle bölgeye özgü bir gelenek olan ve “bangbang men” olarak adlandırılan hamallar, onlarca kiloluk yükleri omuzlarındaki bambu çubuklarla bu dik yamaçlarda taşıyor.
60 yaşındaki hamal Ran Guanghui gibi yerel işçiler için bu merdiven sistemi, bir lüksten ziyade hayati bir kolaylık. Ran, 90’lı yıllarda asansör ve yürüyen merdivenlerin olmadığı dönemlerde binlerce kişinin bu yamaçlarda fiziksel güçlerinin sınırlarını zorladığını, ancak bugün “Tanrıça” sayesinde yüklerini çok daha insani koşullarda taşıyabildiklerini ifade ediyor.
Yerel halkın yanı sıra turistlerin de yoğun ilgisini çeken merdiven sistemi, açıldığı günden bu yana büyük bir popülariteye ulaştı. Yetkililer, sadece geçtiğimiz Bahar Festivali döneminde 450 bin kişinin bu sistemi kullandığını belirtiyor. Günlük ortalama 9 bin kişinin kullandığı merdivenlerde, tek yönlü bir saatlik kullanımın bedeli yaklaşık 0,43 dolar gibi sembolik bir ücretle sunuluyor. Bölgeye gelen ziyaretçiler, merdivenlerin sunduğu eşsiz nehir ve dağ manzarasının tadını çıkarırken, yerel halk yürümenin yorucu yükünden kurtulmanın mutluluğunu yaşıyor.
New York’tan Chicago’ya iki saatte gidebilen manyetik levitasyon (maglev) trenleri üzerinde de çalışan Çin, bu tür projelerle ulaşım teknolojisinde sadece yatayda değil, dikeyde de dünyanın zirvesine yerleşmeyi hedefliyor. Wushan’daki bu gökyüzü merdiveni, mühendisliğin sadece çelik ve motorlardan değil, insan hayatını dokunduğu her noktada kolaylaştıran bir sanat olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
Kaynak: Gazete Oksijen