1
1
Antik dünyanın yedi harikasından biri olan ve yüzyıllardır gizemini koruyan İskenderiye Feneri, Akdeniz’in derinliklerinden geri dönüyor. Mısır’ın doğu limanında yürütülen uluslararası PHAROS projesi kapsamında, efsanevi yapıya ait 22 anıtsal blok gün yüzüne çıkarıldı. Bu keşif, 1303 yılındaki büyük depremle sulara gömülen yapının günümüze ulaşan en kapsamlı izi olarak nitelendiriliyor.
Fransa Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi (CNRS) arkeoloğu Isabelle Hairy liderliğindeki ekip, Mısır Turizm ve Antik Eserler Bakanlığı ile yürüttüğü operasyonda, her biri 70 ile 80 ton arasında değişen devasa mimari unsurları kurtardı. Çıkarılan parçalar arasında; fenerin Mısır ve Yunan estetiğini harmanlayan anıtsal girişine ait kapı pervazları, eşikler ve devasa lentolar yer alıyor. 1994’ten bu yana bölgede binlerce nesne bulunmuş olsa da, son operasyonla yapının ana iskeletini oluşturan en belirleyici parçalara ulaşıldığı açıklandı.
Kurtarılan 100’den fazla mimari blok, yüksek teknolojili fotogrametri yöntemleriyle dijital dünyaya aktarılıyor. Arkeologlar, mimarlar ve tarihçilerden oluşan uzman ekip, bu devasa taşları sanal bir bulmacanın parçaları gibi birleştirerek fenerin orijinal halini dijital ortamda yeniden inşa edecek. Bu süreçte antik tasvirler ve nümismatik (madeni para) verilerinden faydalanılarak, yapının yüzyıllar önceki ihtişamı tüm detaylarıyla simüle edilecek.
MÖ 3. yüzyılda I. Ptolemy döneminde Pharos Adası üzerine inşa edilen devasa kule, mimar Sostratus’un dehasını yansıtıyordu. 100 metreyi aşan yüksekliğiyle asırlar boyunca “dünyanın en yüksek insan yapımı yapısı” unvanını elinde tutan fener, Akdeniz’deki gemilere rehberlik eden bir teknoloji harikasıydı. Depremlerle yıkılan yapının taşlarının bir kısmı 1477’de Kayıtbay Kalesi’nin inşasında kullanılmış olsa da, asıl devasa parçalar Akdeniz’in karanlık sularında keşfedilmeyi beklemişti.
Kardeş Haber:mavimanşet